Ana sayfa İtalya Napoli Napoli Gezilecek Yerler Nelerdir

Napoli Gezilecek Yerler Nelerdir

0

Napoli Gezilecek Yerler

Napoli İtalya’nın güneyinde bulunan bir metropol şehri olmanın yanı sıra nüfusu dolayısıyla İtalya’nın üçüncü büyük şehri, Camapania bölgesinin ise başkentidir. Avrupa Birliği’nin en yoğun nüfuslu şehirlerinden biri olan Napoli Vezüv ve Somma Dağı’nın hakimiyeti altında yer almaktadır. 150 metre yüksekliğine ulaşan tepeleri ve deniz seviyesinden 452 metre yükseklikteki şehrin en yüksek noktası olarak bilinen Camalaldoli’nin de bulunduğu Napoli engebeli bir şehirdir. Ayrıca Pompeii hazinelerine ev sahipliği yapan dünyanın en seçkim arkeoloji müzesine de ev sahipliği yapmaktadır. Kentin sekizinci yüzyılda Yunanlılara kadar dayan uzun soluklu tarihi Fransa, Avusturya, İspanya ve Bizans hükümdarlıklarının izlerini günümüze taşımaktadır. Kiliseler, saraylar ve müzelerin yanı sıra dar mahalle sokakları, geniş gezi parkları ziyaret edilmesi gereken noktalar arasında yer alır. Adanın tepelerinden Tiren Denizi’ne sarkan koylar ve yarımadalar ziyaretçilere benzersiz bir deneyim sunmaktadırlar.

Napoli Limanı

Napoli Limanı bir dizi iskele ve dalgakıran tarafından ayrı rıhtım ve havzalara ayrılmıştır ve her daim düzenlenen etkinlikler sayesinde kalabalık ortamını muhafaza edebilmiştir. Deniz İstasyonu’nun da yer aldığı Molo Angiono, Piazza del Municipo’nun doğusuna doğru uzanmakta limanın batısında ise Capri, Ischia ve Capadochina Havalimanı’na helikopter hizmeti sağlayan Eliporto bulunmaktadır. Daha güneyde ise Calata di Beverello’daki iskeleden Ponza, Capri ve Ischia’ya tekneler yelken açarlar. Napoli güney İtalya’nın ana bağlantı kapısı olmakta ve şehrin kalbinde yer alan Vesuvius’a nazır manzarası ile birçok kafe ve dondurma dükkanına ev sahipliği yapmaktadır.

Ulusal Arkeoloji Müzesi

Ulusal Arkeoloji Müzesi dünyanın en eski ve seçkin koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapmaktadır ve koleksiyondaki eserlerin birçoğu Pompeii’de yalpan kazılardan elde edilmiştir. Bunun yanı sıra Napoli krallarına ait hazineler, roma ve Parma’dan gelen Farnese koleksiyonları, Herculaneum ve Cumae’den malzemeler ve Portici ve Capodimonte saraylarından koleksiyonlar ziyaretçilerin beğenisine sunulmaktadır. Zemin kat ilkçağ dönemine ait en geniş mermer grubu olarak bilinen Roma’da Caracalla Hamamları’ndan çıkartılan 3.17 metrelik devasa Farnese Hercules heykeline ve Farnese Boğası’na ev sahipliği yapmaktadır. Asma katta, ünlü 6.20 metrelik İskender’in Savaşı’nın da dahil olduğu antik mozaikler koleksiyonu yer almaktadır. Birinci katta Salone dell’Atlante’nin merkezinde Farnese Atlas bulunmaktadır. Bu katta ayrıca Pompeii ve Herculaneum’dan gelen bronz heykel koleksiyonu da sergilenmektedir. Başta Pompeii olmak üzere Herculaneum ve Stabiae’ye ait antik duvar resimlerini barındıran ilgi çekici bir koleksiyon da yer almaktadır.

Capodimonte Kraliyet Sarayı ve Müzesi

Aslen Kral III. Charles için av köşkü olarak tasarlanan Palazzo Reale di Capodimonte daha sonraları bir kraliyet evine dönüştürülmüş ve kralın miras aldığı Farnese koleksiyonuna ev sahipliği yapmıştır. Koleksiyon önde gelen Titian aileleri üyelerinin portrelerini içermekte ve şimdilerde İtalya’nın en seçkin koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapan Ulusal Galeri’ye de temel oluşturmaktadır. Titianların eserlerinin yanı sıra 500’den fazla resim bulunmakta eserler içinde 17.-18. Yüzyıl sanatçılarından Mantegna, Raphael, ve Caravaggio, Bellini, Botticelli, El Greco, ve diğer  Napoliten sanatçıların çalışmaları yer almaktadır. Ayrıca Salottino di Porcellana olarak bilinen küçük oda tamamen porselenlerle kaplıdır. Kraliyet avcılık alanı olarak kullanılmış sarayı çevreleyen parkta Kral III. Charles seramik üreticileri için Capodimonte çalışma atölyelerini kurmuştur. Zamanla bu oldukça dekoratif olan çalışmalar ün kazanmıştır ve Santa Chiara manastırında atölyenin ürünlerini görmek mümkün olmaktadır.

Katedral

  1. yüzyılın sonlarından kalan katedral özellikle 1456’dan sonra yaşanan depremler ve onarımlar nedeniyle önemli ölçüde değişmiş ancak cephenin merkezinde bulunan ve 1407 tarihinden kalma kapı aralığı günümüze kadar korunmuştur. Ana sunağında Diocletianus dönemine ait gümüş bir büst 305 yılında şehit düşen azizin kafatasını içermektedir. Sinagogda ise iki adet gemi bulunmakta ve bunların azizin kanını taşıdığına inanılmaktadır ve her 19 Eylül’de katedralde bir dinsel bir seramoniyle anılmaktadır. Yüksek sunağın altında zengin sunumuyla Azizin mezarı yer almakta ve yer altı arkeolojik alanda ise Napoli’nin eski kilisesi olan mükemmel tavan freskleriyle 4. Yüzyıl Bazilikası Santa Restuta bulunur. Katedrali çevreleyen Başpiskopos Sarayı ve birkaç kilise daha ziyaretçilerin ilgisini çeker. Bunların arasında Gotik Santa Maria Donnaregina, San Filippo Neri ve San Paolo Maggiore’nin Barok kiliseleri ve restore edilmiş Gotik San Lorenzo Maggiore kilisesi (1266-1324), Caterina d’Austria’nın mezarlığı ve fresklerle süslü bir manastır ve fasıl evi ile bitişiğindeki bir Franciscan manastırı ziyaret edilebilecek noktalar olarak gösterilmektedir.

San Martino Manastırı ve Müzesi

1325 yılında inşa edilmiş ve 17. yüzyılda yeniden onarılan San Martino’nun eski Carthus Manastırı ayrıca San Martino Müzesi’ne de ev sahipliği yapar. Kutsal hazinelerin yanı sıra kilisenin 17. Ve 18. Yüzyıla ait mermer tavan freskleri ve o döneme ait tabloları mutlaka görülmesi gereken noktalardır. Chiostro dei Procuratori ve etrafı 60 mermer sütunla çevrili olan ana manastır olmak üzere iki adet manastır bulunur. Manastır, porselenlerin,  18. ve 19. yüzyıllarda Napoli ve güney İtalya’dan getirilen çeşitli tarihi eserlerin bulunduğu müze için iyi bir ortam hazırlanmıştır. Noel sezonu boyunca Napoliten zanaatkarların hazırladığı görkemli ve ünlü Doğuş Sahnesi gösterilerine ait bir koleksiyonu sezon dışında da burada görebilmeniz mümkündür. Oyulmuş hayvanlar, binalar ve karmaşık süslemeli kumaş kostümleri giymiş figürler ile Doğuş’un şaşırtıcı derecede ayrıntılı bir tasviri olan Presepe di Cuciniello bu koleksiyonda yer almaktadır.

San Gennaro Yer altı Mezarlığı

San Gennaro’nun ikinci yüzyıl Yeraltı Mezarları Roma yer altı mezarları gibi geçitlerin ve mezar odalarının yer aldığı bir labirenttir ancak mimari açıdan daha iddialı olup Romalı muadillerinden daha  başarılı resimleri içermektedir. İki seviyesi olan yer altı mezarlarının üst mezarlıklarının tonozları 2. yüzyılın sonlarından beri freskolarla kaplanmıştır. Mezarlığın hemen yakınında inşa edilen ve beşinci yüzyıldan kalan Bazilika çeşitli değişiklilere uğramasına rağmen erken Hıristiyan mimarinin nadir bir örneği olarak kabul edilir.

Nuovo Kalesi

Piazza del Municipio’nun güney tarafında yer alan Maschio Angioino olarak da bilinen  beş kuleli Castel Nuovo kralların ve Napoli valilerinin ikametgahı olarak kullanılmaktaydı. Başlangıçta 1279-82’de Anjou’nun Charles I tarafından yaptırılmış ancak kulelerin arasına Aragonlu I. Alfonso tarafından 1453-146 yılları arasında şehre kazandırdığı zaferi kutlamak için erken Rönesans’ın izlerini taşıyan Büyük Zaferkemeri ekletilerek kale genişletilmiştir. Kalenin bazı kısımları etkinlikler ve fuarlar için kullanılmaktadır. Armory Salonu, güney avlu, Charles V Salonu ve Sala della Loggia genellikle halka açıktır. Avlusunda ise Santa Barbara’nın Gotik kilisesi Cappella Palatina yer almaktadır.

San Domenico Maggiore

1300’lü inşa edilen San Domenico Maggiore Erken Rönesans çalışmaları ile dolu Napoli’deki en güzel ve ilginç kiliseler arasında yer alır. Cosimo Fangzo tarafından tasarlanan süslü panelli tavanıyla yüksek sunak en dikkat çekici noktalarından biridir. Tapınağın dışında ayrıca Aziz Thomas Aquinas’a adanmış tavanı resimlerle bezeli bir gizli sandık odası bulunur. Dominiklilerin Heresy Zaferi Tapınağı olarak bilinen bu bölüm Anjou evinin üyelerine ait 45 lahitin sergilendiği bir galeriye de ev sahipliği yapmaktadır.

Santa Lucia

Piazza del Plebiscito’nun batısında Pizzofalcone yamaçlarından denize uzanan  Santa Lucia semti yer alır. Via Santa Lucia’nın güneyinde yer alan kısım modern caddeleriyle düzenli bir planlamaya sahip olup kuzeydeki alan ise basamaklı dar şeritlerin yer aldığı ve geleneksel Napoliten hayatını gözler önüne seren bir bölgedir.  Dükkanların, pastanelerin, zanaatkâr atölyelerinin, yerli halkın espressolarını içtikleri küçük kafelerin yer aldığı ve çocukların oynadığı sokaklarıyla Santa Lucia mutlaka görülmesi gereken bir mahalledir. Genellikle çamaşırlar dışarıda asılı bir şekilde durmakta; dar sokaklarda balkonlar ve pencereler arasında komşuların birbirleriyle sohbetleri duyulmaktadır. Günün her saatinde renkli bir atmosfer sunan Santa Lucia’nın gece hayatı da oldukça canlıdır.

Santa Chiara

1310 yılında kurulan Santa Chiara Manastırı rahibelerin inzivaya çekildikleri bir tapınaktan daha çok sahil şeridi kasabasındaki bir parka benzer. Canlı renklere ve tasarımlara sahip Capadimonte atölyelerinde yapılan Majolika fayansları manastırı çevreleyen 66 adet sekizgen sütunları kaplamaktadır. Ayrıca sütunlar arasında yer alan uzun menfezler de aynı fayanslarla kaplanmıştır. İlgi çekici manastırının yanı sıra Santa Chiara’yı ziyaret etmek için bir çok başka neden bulunur. İçeride sağ kısımda Roma kalıntıları arasında İsa’nın doğumunu simgeleyen bir tablo yer almakta ve bu manzara dünyevi Napoliten hayatını yansıtan kutsal kreş sahnesiyle harmanlanmaktadır. Figürler tipik yerel 18. Ve 19. Yüzyıl kıyafetleriyle giydirilmişlerdir. Roma yıkıntılarının ortamı hazırlanırken 18. Yüzyılın başlarında keşfedilen Herculaneum’un yansıtılması amaçlanmıştır. II. Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan hasar onarılırken muhtemelen bir villanın parçası olduğu düşünülen  1. yüzyıl Roma termal kapısının bozulmamış kalıntıları keşfedilmiştir. Birinci ila dördüncü yüzyıllardaki bu buluntular ve diğer buluntular küçük bir arkeoloji alanı ve müze oluşturmaktadır. Birinci ile dördüncü yüzyıl dönemine ait bu kalıntılarla birlikte diğer buluntular küçük bir  arkeoloji müzesi meydana getirmektedir.

Cappella Sansevero

Günümüzde biraz tuhaf bir müze olarak bilinen Cappella Sansevero 1590’da Sansevero ailesinin özel şapeli olarak inşa edilmiş ve daha sonra mezar şapeli haline getirilmiştir. 18. Yüzyılda Sansevero Prensi Raimondo di Sangro’nun mistik stili ile Barok tarzda süslenmiştir. Şapelin en sıra dışı sergilerini ise gerçek iskeletlerde tel, ipek ve balmumu kullanılarak insan dolaşım sistemi ve kaslarını gösteren Anatomik Makineler çifti oluşturmaktadır. Mabette yer alan Prens’in Masonik semboller eklediği ilginç koleksiyonu kendisi hakkında ve şapelin bitişiğindeki sarayında yaptığı bilimsel deneylerle ilgili karanlık söylentilere sebep olmuştur.

Kraliyet Sarayı

Piazza del Plebiscito’nun doğu yakasında inşası 1600 yılında Domenico Fontana tarafından başlatılan ve 1837-41 döneminde restore edilen eski Kraliyet Sarayı bulunur. Burada Bourbon Kralları’nın konut olarak kullandığı dört saraydan bir tanesidir. Uzun cephede Napoli’yi yöneten çeşitli kralların sekiz adet mermer heykeli yer alır. İç mekanda ise 1651 yılında inşa edilen büyük mermer merdivenler, bir tiyatro bulunmakta ve devlet dairesinde yer alan iki düzineden fazla odada mobilyalar, halılar, porselenler ve heykeller sergilenmektedir. Nadiren kalabalıklaşan, uygun fiyatlı turlarla sarayı gezmek mümkündür. Sarayla bağlantılı olan Teatro San Carlo Avrupa’nın en büyük tiyatrolarından biri olarak bilinmekte ve İtalya’nın önde gelen opera evlerinden biri olarak ziyaretçilerine ev sahipliği yapmaktadır. San Carlo oloğanüstü akustiği ile birlikte İtalya’nın en gürültülü seyirci kitlelerini bile cezbetme konusunda bir üne sahiptir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here